Bugun...
Sosyal Olmama Lüksümüz Yoktu!


Mesut Erol
 
 

 

 

En basitinden, 25-30 yıl öncesine dönersek, şimdiki ilişkilerin ve dostlukların zayıfladığı, daha az sosyal olduğumuz herkes tarafından fark edilebilen bir gerçektir.

Peki, neden böyle olduk?

Süpermarketlerin, kredi kartların, cep telefonların, internetin ve bilgisayarların olmadığı bir dönem 80’ler. İnsanlar mahalle bakkalından alışveriş yapıyor. Aldığı aylık ucu ucuna yettiği içinde, çoğu kişi aldıklarını veresiye defterine yazdırıyor. Kolanın cam şişede olduğu, muzun, kivinin lüks olduğu o dönem.
Günde en az bir kez bakkala uğrar ya da önünden geçerdin.
Ona karşı mahçup olduğun içinde selam vermeden, hal hatır sormadan uzaklaşamazdın.

Komşuna laf atardın.
Mahalle berberine varsa mahalle fırınına selam verirdin.
Sosyal olmamak gibi bir lüksün yoktu.

​Çünkü esnafın sana senin esnafa ihtiyacın vardı. Şimdiki gibi kredi kartıyla marketten alışveriş yapıp borcunu hiç tanımadığın banka görevlisine ya da ATM’ye ödemezdin.
Hâl böyle olunca da kendi başına hareket edemez, hep ben kazanayım,hep bana hep bana diyemezdin.

Çoğu evde kablolu telefon bile çok nadir bulunduğu için komşunu misafirliğe, bizzat evine giderek ya da onun komşusu vasıtasıyla çağırabilirdin.
Mevzu basitti aslında.

Şimdinin 1 dk’lık telefon görüşmesi ya da 1 kontörlük sms bedeli:
“Komşu evdeyseniz akşama size geleceğiz”

Dediğim gibi:
sosyal olmama lüksümüz yoktu!

Yoğurt mu bitti, hemen komşudan bir kâse isterdik.
Ya da soğan, sarımsak, tuz, şeker.
Hatta ekmek bile istenirdi acil bir durumda.
Komşun bunu garip görmezdi, surat asmazdı.

Çünkü onunda bir gün sana işi düşebilirdi.
Sen, ben diye bir şey yoktu!
Biz vardı.
Komşun vardı, mahallen vardı.
Mahallenin muhtarı üşenmeden sokakları, mahalle sakinlerini gezer, hal hatır sorar, dert dinlerdi.
Şimdiki gibi odasında, “kalıp dinlendirmezdi”.

 

Şimdilerde bir telefonla, tüpün ayağına geliyor, ekmeğin ayağına geliyor.
Su kapında, manav, kasap hizmetinde.
Acıkınca yemek pişirme derdin sadece 2 dakikalık bir telefon görüşmesi.
O görüşmede, yemek istediğin şeyi ve vereceğin adresi içeriyor.
Daha fazla radyasyon alıyoruz ve daha fazla asabiyiz.
Artık yavaş yavaş yürüyen insanlar yok! 
Herkes telaşlı. 
Herkesin bir “Geç kaldım çabuk yetişmem gerek” tarzında sözleri, kınından çıkmayı bekleyen kılıç gibi hazır ve keskin…


Teknoloji bir yandan kaşıkla geliyor diğer yandan kepçeyle nelerimizi alıp götürüyor farkedemeden…


Artık herkes aceleci ve sabırsız.
Biri ATM ya da markette ödeme sırasında biraz oyalandı mı arkadan sesler yükselmeye başlıyor.
“Hadi be kardeşim acelemiz var”.

Teknoloji bizleri başkalarına muhtaç bırakmayarak kendi işimizi kendi kendimize halleder hale getirdiği için artık başkalarına ihtiyaç duymuyoruz.
Onlara laf atmamıza, hal hatır sormamıza gerek kalmıyor.
Artık sorunlarımızı eş, dost yada arkadaşlarla gidermek yerine 444 ile başlayan müşteri hizmetleriyle halleder olduk.
Her yerde bir değişim, makineleşme, canlıdan uzaklaşma.

Camilere telefon sokulmasın, kullanılmasın diye karşı teknoloji “Cemır” alıyoruz. Evlerimize haşere girmesin diye böcek, sivrisinek kovucu alıyoruz.
Bebeklerimizin çabuk uyuması için bile kendi kendine sallanan, müzik çalan elektronik beşikler alıyoruz.

Sizce tüm bu cansızların girdiği yerde canlı huzurla yaşar mı bilemiyorum...

Tabi ki biz insanlar yavaş yavaş sosyalliğimizi yitirip bireyselleşiyoruz. 
Eğitim sistemimiz bile bunun üzerine:
Bireyselleştirilmiş eğitim, Bilgisayar destekli eğitim vb. gibi… 

Sizce böyle bir devirden benmerkezci,
hep kendini ön plana alan,
rekabetçi,
bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın tarzı bireyler çıkmaz mı?



Hayatın bir sınav olduğunu vurgulayanlar!:
“Buna gerek kalmadı artık”.
Çünkü her yaşta her yerde bir sınav var.
Eleme var.
Rekabet var.
Sınav kitaplarına gömülme var.
Nerde eski sokakta oynayan çocuklar, misketine üzülen, düşünce dizi kanayan yaramazlar…


Biraz kafayı kaldırıp bakalım çevremize.
Ne değişmiş.
Bize neler olmuş.
Neyi telafi edebilir ne kadar hal hatır sorarak sosyalliğimizi arttırabiliriz.



​“Bir toplumu, bütünsel anlayıştan bireysel anlayışa indirmeyi başardıklarında yıkmaları da kolay olur unutmayın.”


Hoşçakalın, sağlıcakla kalın…



Bu yazı 1761 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



Yazarın Diğer Yazıları

HABER ARA ( 0 / 61481 )
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI