Bugun...
Sınırsızlık İçinde Sınırlı Yaşamak...


Mesut Erol
 
 

 

 

Sınır denilince aklıma bir son olduğu, çevresinin belli olduğu ya da çürütülebilecek bir şey olduğu geliyor.
Fakat sonsuzluk öyle değil.
Aslında sonsuzluk demek "bilmiyorum" demektir.
İnsanoğlu erişemedi, ölçemediği, fiyat biçemediği, anlayamadığı şeylere hep sonsuz yakıştırması yapmayı çok sevmiştir.
Evrenin genişliğini, beynimizin kullanılabilirliğini sonsuz kelimesiyle anlatmak daha kolay gelmiştir bizlere. 
Fakat imkânsız demek oldum olası bana itici gelir.

Başarısızlığı baştan kabullenmekten başka bir şey değildir.
Bence dilimizden "imkânsız" sözcüğünü çıkarıp onun yerine "sonsuz" kelimesini koymak daha akıllıca olacaktır.
Çünkü bugün sonsuz olduğunu düşündüğümüz bir şey yarın  yapılan yeni çalışmalarla gün ışığına çıkmakta, keşfedilmektedir.

Matematikte çok meşhur bir "pi" (3.14) sayısı vardır. Virgülden sonraki basamaklar için sonsuza gider denilir. 100 yıl önce 20. basamağa kadar hesaplanabilmişse virgülden sonra o kadarı yazılır gerisine de sonsuz denirdi.
(Yani henüz ölçemedik demektir.)

Geçenlerde bir yerde okumuştum pi sayısının 256 milyarıncı basamadığı da çok gelişmiş bir bilgisayar sayesinde hesaplanmış. Emin olun bu sayının ilk bulunduğu zamanlarda basamak adeti 8-10 kadardı.
Yani demek istediğim bir zamanlar sonsuz diye atfedilen bir şey zamanla çözülüyor sonsuzluktan kurtuluyor.

 

     Bence düşünme tarzımızda imkânsızlıktan yavaş yavaş sonsuzluğa doğru kaymalıdır. Çünkü "imkânsız" kesinlikle ben bu işi yapamam demekken, "sonsuz" demek; geliştikçe, öğrendikçe yapabilirim, başarabilirim demek olacaktır.

 


Düşünsenize “son model bir BMW ye binmem imkânsız” diyen birini.
Ne kadar çaresiz görünüyor değil mi?
Peki şöyle demiş olsaydı:
Son model bir BMW ye binmem sonsuz görünüyor”.
İşte bu söz, kişinin kazancına göre ileride sonluda olabilir.

(Kulağa komik gelmesine bakmayın bize katacağı düşünme tarzına odaklanın...)
     

     Kısaca bizler düşünme tarzımızla başarma olasılığımızın paralel olduğunu hesap etmeden yaşarız. Bilmeyiz ki basit bir kelimenin yanlış kullanımının bilinçaltımızda ne büyük hasarlar oluşturduğunu.

 

- “Başaramam” demek yerine “istersem başarabilirim”,

- “Olmuyor” demek yerine “hep böyle gidecek değil ya elbet bir gün olur çalışmaya devam”,

- “Beni anlamıyorlar” demek yerine “acaba kendimi anlatamıyor muyum?”,

- “Beni sevmiyorlar” yerine “kendimi sevdiremiyor muyum?”,

- “İş mi var çalışmak nerde?” demek yerine “aramaya devam elbet bana göre vardır
demek bizim düşünme yapımızı olumsuz önermelerden serin ve sakin sulara çekecektir.
(Yapacağımız bilinç göndermelerinde "olumlu fiiller" kullanmaya dikkat edelim yeter.)


Bu gibi değişim cümlelerini sizde üreterek çoğaltabilirsiniz. Ben sadece olayı anlamanız için birkaç örnek verdim.   

 

 

Çok konuşup kafanızı şişirmeden yazımı bir cümleyle bitirmek istiyorum:
 

“Güç İçinizde Onu Eğitim ve Dışarı Çıkarın…”



Bu yazı 1198 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



Yazarın Diğer Yazıları

HABER ARA ( 89 / 44912 )
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI